İNTO THE WİLD FİLMİNİN YAPISAL ÇÖZÜMLEMESİ
Yönetmen: Sean PENN
Senaryo: Jon Krakauer, Sean PENN
Müzik: Eddie Vedder
Görüntü Yönetmeni: Eric Gautier
Kurgu: Jay Cassidy
Oyuncular: Emile Hirsch, Marcia Gay Harden, William Hurt, Jena Malone, Catherine Keener, Brian Dierker, Vince Vaughn, Zach Galifianakis, Kristen Stewart, Hal Holbrook, Steven Wiig, Jim Gallien
Tür: Macera, Dram
Yapım Yılı : 2007

1 KONU
.    





    
Christopher McCandles’ın gerçek yaşam hikayesini ele alan Jon Krakauer’in kitabından Sean PENN’in uyarladığı senaryo ile beyaz perdeye aktarılan İnto The Wild filmi macera ve dram türünün özelliklerini barındıran bir yapım. Christopher McCandles’ın aile ve sosyal çevresinde yaratılmış suni kurallardan ve yaratılmış zaruri ihtiyaçlardan kaçış öyküsünü ve özde var olan mutluluğu doğada aramak hayaliyle kendi deyimiyle Büyük Alaska planını gerçekleştirme amacıyla çıktığı yolculuğu, bu yolculukta tanıştığı insanlarla yaşadığı diyalogları kendi gözünden ve kız kardeşinin falshback anlatılarıyla izleyici kitlesiyle paylaşan film, doğa insan ve yaratılmış suni ihtiyaç çatışmalarını filmin her alanında hissettirmeyi başarıyor.

2.    ÖYKÜNÜN KURULUMU

Tema filmin izleyiciye anlatmak istediği mesaj, insanları düşünceye sevkeden fikirdir. Bu kapsamda Christopher McCandles’ın yaşamından yola çıkarak kendimizi yaratılmış olan suni ihtiyaçlara karşı konulamaz arzunun gerçekliği, mutlak sevgi, ve insan olmanın özünü anlatmak filmin temasıdır.

McCandles’ın ailesinden habersizce çıktığı bu Büyük Alaska planı ile toplumsal davranış bilincini sorgulatmayı ve hayata olağandışı bir pencereden baktırmayı deniyor.

McCandles’ın bir seyyah gibi çıktığı yolda yaşadığı hikayelerle, Alaska’ya ulaşana değin kurduğu ilişkiler ve diyaloglarla kendisine hayran bıraktığı insanların var olduğu günlükten öğrenilmiş anılarla sürdürülen hikayede kendinizi karakterin yerine koyarak olayı deneyimliyorsunuz. Zaman zaman başrol Emile Hrisch yani filmdeki kendine bulduğu adıyla Alexander Supertrump’ın  kameraya yaptığı bariz hareketlerle filmin de yaratılmış bir dünya olduğunun farkına varılıyor ve yeniden bir yabancılaşma sağlanıyor.

2.1  Başlangıç Evresi

Bu evre düzenin bozulmasından önceki evreyi gösterir. McCandles’ın üniversiteden mezuniyetini gösteren ailesiyle mezuniyeti şerefine toplantı yemeği yediği ve ailesinin ona yeni bir araba alma isteğini dile getirdiği çocuklarının bunu kabul etmediği normal bir aile düzeninin var olduğu sahnedir.

2.2  Dönüşüm Evresi

Bu evre filmdeki kurulu düzenin bozulmasına sebep olan ve olayların gelişmeye başladığı evredir. McCandles’ın ailesinden habersizce evini boşaltıp arabasıyla yola çıkışını, bankadaki tüm parasını çekip bir yardım kuruluşuna bağışlamasını ve otostop çekerek yeni insanlarla tanışarak gerçekleştirmek üzere kendini yollara vurduğu Büyük Alaska planına yürüdüğü evredir. Özgürlüğüne düşkün olan McCandles’ın “mutlak özgürlük” ve özdeki sevgiyi bulma arayışını yansıtır.
      
2.3  Gelişim Evresi

Bu evre olayların hız kazandığı evrelerden biridir. Bu süreçte McCandles para biriktir, kendisine malzemeler satın alır, yeni insanlar tanır ve Alaska’ya adım adım yaklaşır.
Jan ve Rainey ile tanıştığında onlarla güzel ilişkiler edinen McCandles kamplarına gelmek için verdiği sözü tutar kamp alanında Tracy ile aşk sayılabilecek bir diyaloğada sahipolan McCandles, kanosuyla yaptığı baraj gölü seyahatiyle Mexico City’e ulaşmayı bile başarır. Tarlada hasat deneyimi ya da hedefine ilerlemek için onunla tam manasıyla çelişen bir fast food zincirinde çalışması yine bu evreye denk düşer. Ve bu özgürlük ve yaratılmış suni ihtiyaçlar çatışmasının peşinden özgürlüğünü kısıtlayacak çorap giymesinin isteği karakterimizi yine “mutlak özgürlük” felsefesine geri dönüşüne sebep olacaktır.

2.4  Bitim Evresi

Bu evrede karakter artık Büyük Alaska hedefine ulaştığını, mutlak özgürlük sorularına cevap aldığını, doğanın özünde olan tanrısal ve karşılıksız sevgiye yaklaştığını hissederken geri dönüşe karar verdiği gün nehri geçemeyeceğini farkettiğinde imkansızlıkların ortasına düşer. İnsanlık olgusuna yakışmayacak şekilde açlıktan çıldırdığı anlarda modern sömürü toplumlarına eleştiri gönderircesine kendi açgözlülüğü sonrası kendisini zehirleyerek bir son hazırladığı bu evrede karakter McCandles artık geri

geri dönüşü olmayan bir yol ile finale doğru hızla ilerlemektedir. Ve filmin sonunda ölüm ile sonlanması karakterin aslında aradığı “mutlak özgürlük ve sonsuzluk evrenine” ve “tanrının ve insalığın özündeki karşılıksız sevgiye” ulaşması olarak yorumlanarak temanın açığa çıkmasıyla sonlanır.

3.    METNİN ANLAMBİRİMLERİ

Film McCandles’ın Alaska hayaline ulaşması için çıktığı yolculuğu  5 ana bölümde anlatır bu bölümler filmde de bölünerek sunulmuştur. 1 Kendi Doğumum, 2 Ergenlik Çağı, 3 Erkeklik Çağı, 4 Aile ve 5 Bilgelik Edinme bölümleridir. Karakter bu bölümlerde yaşadığı deneyimlerle ve yaptığı diyaloglar çereçevesinde kendi olgunlaşmasını, mutlak özgürlük için çıktığı yolda ilerlemesini ve hayata dair öğrendiği bilgelik hikayelerini anlatır ve filmi temayı aktararak sonlandırır.

3.1 Birinci Kesit “Kendi Doğumum”

Öykünün kurulumu ve izleyicinin McCandles’ı çözümlediği tanıdığı  evredir. Bu evrede ailesinden uzakta üniversite hayatını başarıyla bitiren bir gencin ailesiyle bir arada göründüğü sahnelerde modern toplumun yarattığı suni ihtiyaçlar ve kariyer hırsıyla insanlığı ve sevgiyi unutan anne babasına karşı sevgisini ve saygısını yitirdiğini ve bunun sonuncunda kendi hayalini kurduğu hayata adım atmaya başladığı evredir. Filmi McCandles’ın gözünden izlediğimizi düşünürken araya giren kız kardeşi Carine McCandles’ın anlatımlarıyla çocukluk yıllarına ya da yol hikayelerine flashbacklerle geçiş yapan filmi ikili anlatımla takip etmeye başlıyoruz. Christopher McCandles’ın kendisine bir benzinci tuvaletinde Alexander Supertrump ismini taktığı ve bundan sonra hayatının geri kalan kısmında hep bu isimle var olacağı kararını alması ve modern toplumun yozlaşmış hırs çöplüğünden kaçmaya başlamasıda yine bu anlambirimsel kesite denk gelmktedir. Modern Köle insanoğlu ve özgür ruh çatışmaya başlamıştır artık.

3.2 İkinci Kesit “Ergenlik Çağı”

Karakterin bilinmez yolculuğuna başladığı andan itibaren başlayan kesitin ilk sahnelerinde karakter başıboş ve yalnız şekilde dolaştığı doğada görüntülenirken kameraya yapığı abartılı hareketlerle filmin doğasından ve ahenginden ilk kopuşu yaşatır ve olayın kurmaca olduğunu yeniden hatırlatır. Sihirli Otobüs’ünde geçirdiği eş zamanla flashbacklerle anlatılan hikayede McCandles Alaska’da  kilo verdiğini düşünür kendini telkinle güçlü olduğuna ikna eder aynı zamanda peşpeşe gelen sahnelerde Alaskaya ulaşmadan evvel çalıştığı çiftlikte hasat ve depolama işlerini yaparken avlandığı etleri nasıl kurutacağını öğrenirken ve kendisine Alaska’ya bahar mevsiminde gitmesi öğütlenirken görünür. Amacı artık baharda gitmek ve mevsim tekrar bozulmadan evvel bu muhteşem deneyime ara verip daha yaşanabilir alanlara dönmektir. Çünkü mevsim dönmeye başladığında hiç avlancak hayvan bulamayacaktır. Karakter bu bölümde aynı zamanda korkularının üstüne gitmeye devam eder. Sal gezisi ile kanyon vadisini aşarak yasadşı yollarla Mexico’ya girmeyi başarır. Ergenlikte yaşanan ilk deneyimler gibi öğrendiği ve başardığı, ilk kez deneyimlediği bir tecrübedir bu. Zaman algısı  geçmiş ve günümüz arasında gidip gelmektedir. Yaşadıklarını kendi gözünden öğrendiğimizi düşünmek ya da günlüğe aldığı notlarını kız kardeşi Carine’nin anlattığını ayırt etmek zordur. İki karakterin anlatısı iç içe girmiş anlarla karşımıza çıkar. Ayrıca gökyüzünde iz bırakarak ilerleyen kuzey yıldızıda sayabileceğimiz bir hava ulaşım aracı belki uçak belki füze dikkat çekmektedir.

3.3 Üçüncü Kesit “Erkeklik Çağı”

Bu sahne McCandles’ın çıktığı yolda yediği ilk tokatla başlar. Kaçak yollarla bindiği trenin aniden durmasıyla kendisini saklandığı kabinden çıkaran ve döven güvenlik sorumlusu şahsın kendisini uyarması dikkatleri çeker. “Bu kurallar boşuna koyulmadı, bunlara uymak zorundasın!” repliği McCandles’ın karşısında durduğu tüm suni toplumsal normların çarpıklığının yüze vurumudur aslında. Filmin geneline hakim olduğu üzre geçmiş ve günümüz arasında gidip gelen hikayede Alexander Supertrump en büyük çatışmalarından ikisini yaşar. İlki Büyük Alaska planını gerçekleştirmek için para biriktirdiği dönemde bir fast food’cuda çalışmasıdır. Burada çorap giyilmesi istendiğinde kapitalizmin ve toplumsal çarpıklığın ortaya çıkardığı fast food kavramının özgürlüğünü engellediğini düşünen Alexander Supertrump ya da Christopher McCandles bir saniye bile düşünmeden böyle bir kurumda çalışamayacağnı anlayarak işten ayrılmıştır. Bir diğer sahnede ise Geyik vuran McCandles en büyük çatışmayı burada yaşamaktadır. Geyiği vurduğu andan itibaren zamana karşı yarışı başlayan Alex eti kurutmak için verdiği üstün çabada başarısız olmasıyla birlikte açlık-vicdan-doğa üçgeninde boğulmaya başlamaktadır.  Aynı zamanda geyiğin derisini yüzdüğü anlarda anne babasının yaptığı kavgaları hatırlayan karakterimizin ellerini temizlerken saf akan nehir suyuna dağılan kanda yine içimizi kemiren ve ruhumuzu kana bulayan toplumsal ve suni yaşam koşullarına bir mesaj niteliğindedir. Kesitin en kilit repliklerinden biri olan “ Keşke geyiği vurmasaydım, bu hayatımın en büyük trajedilerinden biriydi.” Repliğiyle karakter doğa insan çatışmasında eti koruyamayarak mağlup olduğu bu çatışmanın insan olmanın onuru vicdanında da mağlubiyete yol açtığı ve Alexander Supertrump’ın hayatında unutulmayacak izlerden birini bıraktığı kesindir.

           3.4 Dördüncü Kesit “Aile”
McCandles bu evrede yolda otostop çekerken tanıştığı Jan ve Rainey’i karavanlarıyla yaşadıkları kamp alanında ziyaret etmesiyle başlıyor. Jan’ın kendisini oğlu Reno’ya benzettiğiiçinkendisi adına kaygılandığınıda buevrede öğrenen karakterimiz film boyunca yaşayacağı en ciddi yakınlaşma diyaloğunun sahibi Tracy’e gerçek aşkın ne olduğunu gerçek sevginin nasıl elde edildiğini ve cinsellik anlamında birlikte olmaktansa el ele verip sahne yapmanın çok daha keyifli ve değerli olduğunu Tracy’e öğretiyor. Aynı zamanda sihirli otobüs’ünde geçirdiği 9. Haftayada denk gelen bu evrede Alex Alaska’da artık açlık yüzünden git gide bitkinleşmeye başlıyor. Elinde okuduğu kitapda gözlerden uzak özgür bir yaşamıanlatan sözler ise ekranda dikkati çekiyor. Bunun ardından artık ayrılık vaktinin geldiğini düşünen kahramanımız eşyalarını toplayarak sihirli otobüsünden ayrılıyor ve geriye bir gün yeniden geleceğini hissettire bir bakış atıyor. Ancak geçmek için yaklaştığı nehrin inanılmaz yüksek bir debi ile aktığını gören kahramanımız ilk kez Alaska macerasında tedirgin oluyor ve aracına geri dönüyor. Yağmurun çılgınca yağdığı bir anda sihirli otobüsünde görülen McCandles’ın artık yüzünde özgürlüğün tatlı ifadesi yerine doğada bir başına kapana kısılmışlığın korkusu beliriyor. Defterine düştüğü nehri geçmek imkansız sözleri umutsuzluğa kapıldığının en büyük göstergesi. Özgür yalnızlığı ruhunu kemiren ve korku dolu bir yalnızlığa dönüşmüştür artık.

3.5 Son Kesit “ Bilgelik Edinme”

Yolda otostop çekmekte olduğu görünen McCandles ya da Alexander Spertrump arabasıyla yoldan geçen Ron Franz tarafından araca alınır. Alex’i kaldığı kampa getiren Ron onunla iyi bir diyalog kurar ve zaman zaman genç adamı evinde ağırlar. Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olan ve eşi ile çocuğunu kaybetmiş bir kişi olan Ron’a Büyük Alaska macerasını anlatan karakterimiz onuda etkilemeyi başarmıştır. Ron’dan deri oymacılığı hakkında teknikler öğrenen Alex’in edindiği en büyük bilgeliklerden biride bu evrededir. Ron Alex’e kliseyle arasının iyi olmadığını anladığını ancak Tanrı’ya karşı çıkmadığını söylerken Alex bunu keşfetmeye başlamıştır ve Ron’un sözleri Alex’i inanc anlamında pozitif etkiler. “Affettiğinde sevgi duyarsın, sevgi duyduğunda tanrının nuru seni aydınlatır.” Her insanı yeniden tanımak yaptıklarını affetmek ve yeniden dopmanın bir çağrısıdır aslında ve Ron Alex’e kendisi tarafından evlatlık edinilmesinin teklifine yine hayaliyle cevap verecektir. Alaska’dan sonra…

Alex’in hareketli yol yaşantısının yerini artık çevrede avlayıp beslenebileceği hayvanların bir anda yok olmasıyla kapana kısılmışlık hissiyle açlık çığlıklarıyla insanlığa yakışmayacak şekilde yaşamaya başladığı sihirli otobüs sahneleri almıştır.  Bilinen son yakınlaşmaktadır. Modern insan ihityaçlarının ve mutlak özgürlüğün zıt kutuplarda net bir şekilde çatıştığı bu evrede kahramanımız kendi iç dünyasıyla ters düşecek şekilde açlıkla savaşmakta ve doğada ne bulursa sömürü devletleri gibi tüketmeye çalışmaktadır. Ve karakterimiz yine burada kendi eliyle kendisini zehirleyerek kendi sonunu hazırlamaktadır. McCanles yediği zehirli bitki sonrası rahatsızlanır bunun farkına vardığı andan itibaren gitgide soluklaşan teni açlıktan sayılacak hale gelen kemikleri ve yürüyecek güç bulamadığı yatma sahneleriyle sonuna doğru yol alır. Nitekim arka planda alex’in babasının yıkılmış annesinin paranoyak bir halde olduğu Tracy’inin evlendirildiği kardeşinin kendisini çok özlediğini söylediği sahneler görünür. Pis sularla yıkanır. “Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir.” Notu yine dikkati çeker. Ve artık sonun yaklaştığını anladığı an her yere Alex Supertrump ismiyle not düşen karakterimiz gerçek adını kullanır. “Tanrıya şükürler olsun ki mutlu bir hayat yaşadım. Tanrı sizi korusun. Gerçek isimleriyle. Christopher McCandlessander. Ve final sahnesinde karakterimizin edindiği tecrübelerden deneyimlediği mutlak özgürlükten, tanrının özünden ve mutluluğun paylaşıldığında gerçek olduğunu hissetmesinden, ve ölüme yürümesinden pişman olmadığı görülür. Sırt üstü uzanmış ölmek üzeredir. Çığlıklar atarak hayatı gözlerinin önünden geçmektedir. “ Ya yüzümde bir gülümsemeyle, kollarınıza koşuyor olsaydım? O zaman siz de benim şu anda gördüklerimi görürmüydünüz?” Gözleri açık bir şekilde son nefesini verdiği görünür McCandles’ın sihirli otobüsünün arka penceresinde.. Görüntü yükselir.. ve Christopher Jonhson McAndles’ın gerçek fotoğrafı görünür. Film ölümle son bulur. Burada düşülen bilgi notunda film içinde sık sık görünen gökyüzü aracının bıraktığı izin McCandles’ın özgür ruhu olduğu anlaşırlır.

3.6 Kesitlerin Bağıntısı

 Her kesitin bağıntısı karakterin kurgusal doğum gelişim  ve ölüm evresine giden süreçte her bir kesitin sıradaki baskın öğeyi tema olarak almasıyla oluşmuştur. Bu şekilde kesitlerde anlatının beş temel unsurunu oluşturarak temayı güçlendirmeye ve açığa çıkarmaya hizmet etmektedirler.



3.7 Anlatının Zaman Tasarımı

 Anlatıda Alex’in sihirli otobüün’de yaşadığı reel on üç haftanın içerisinde flashbacklerle bir buçuk iki yıllık bir süreç aktarılır. Anlatının tamamı 142 dakikaya denk gelmektedir. Kesitler arası sürecin hemen hemen eşit dağıldığı görülür. Karakterimizin otostop yolculuğu ve edindiği ilişkiler destekleyici zaman unsurları ve sihirli otobüsü’nde yaşadığı anlar ise asal başat zaman öğesidir. Bu zaman dilimi havada asılı kalmış ve hikayenin arka planının kendisini yakalamasını beklemektedir.

3.8 Anlatının Mekan Tasarımı

Kesitlerde işlenen konulara paralel şekilde gerçekleşen mekan tasarımı birinci kesitte Alex’in sosyal rol çerisinde kendisine ait onumunda başlarken ilerleyen kesitlerde Sihirli Otobüs’te geçirdiği reel ve not aldığı anılarının yaşandığı mekanları gösteren tarla Mexico City’de kaldığı ofis ve kaçak bindiği tren, yol maceraları, Jan ve Rainey’nin yaşadığı kamp, Ron’un evi ve finalde tekrar sihirli otobüs olarak gerçekleşir. Bu şekilde karakterin zaman tasarımında asılı kalan sihirli otobüs sahnelerini geçmişinin ve yaşanmışlıklarının yakalanması sağlanır.

3.9 Anlatının Kişi Tasarımı

Filmin ana karakteri Christopher McCandles ya da lakabıyla Alexander Supertrump’tır. Onun yaşadığı deneyimlediği ve edindiği bilgileri aktarmada kimi zaman kardeşi Carine McCandles yardımcı olmaktadır. Kişi sayısının oldukça fazla olması Alex’in yolculuğunun hızlı geçtiğine ve çok fazla durum tecrübe edeceğine fazlaca mekan kullanılacağına işarettir. Birinci kesitinde karakterilerin McCandles’ın sosyal çevresini tanımak için yerleştirilmiş olduğu ikinci kesitten son kesite kadarda ana karaktere öğüt verecek yol gösterecek ve mutlak özgürlük idealine yaklaştırmak için yardımcı olduğu gözlenmiştir.

4.    ÇATIŞMALARIN İNŞASI

 Filmin temel çatışması Alex’in toplumsal normlara yaratılmış suni ihtiyaçlara     ve toplumsal statüye, edinilmiş sosyal role göre yaşamaya olan itirazıdır. Böyle toplumlarda birey özbenliğinin getirdiği özgür tutum yerine toplum baskısı altında ezilmekte ya da kendi isteiği için değil toplumun arzu ve tavırlarına göre yaşamaktadır. Bireyin özgürlüğü yerine toplumsal sınırlı özgürlük ön plandadır. Ayrcıa filmde doğa ve modernizim’in dürtülerle vicdanın çatışmalar yasal-illegal çatışmaları yaşam-ölüm çatışmalarııda filmde kendine yer bulur. Çatışmalar ana karakterimizin birebir yaşadığı ve deneyimlediği olaylarla kendini gösterir. Gittikçe artan tempoda Alex’in yaşadığı her deneyimle insan olmanın onurunu varlık bilincini ve özgürlük kavramlarını sorgulayan izleyici onun hikayesinde kendi bastırılmış özgürlüğünü görmektedir. Ve izleyiciye toplumsal kurallar ve normlar yerine daha özgür daha paylaşımcı ve daha az hırslı bir şekilde saygıyla ve paylaştıkça gerçeğe dönüşen mutlulukla yaşamın kapılarını aralan tasarımla sunulmuştur. Ve filmi eşzamanlı yatay düzlemde gerçekleşen olaylar zincirinin gelişimi doğrultusunda değerlendirmek önemlidir.

5.    SONUÇ YERİNE

Filmi anlambirimsel olarak kesitlereayırarak incelemekle, zaman, mekan, anlatı, evreninde gizil temanın örtük söylemin çıkarılması mümkündür.

Yaşanmış bir hikayeden senaryolaştırılmış olan film karakterin yaşadığı deneyimlerle insanların kendi hayatını ve sosyal çevresini sorgulatmayı başarmıştır. Film genellikle akıcı bir düzlemde ve zaman zaman sessiz sahnelerle insanınvar olduğu noktada kabuklarını kırması gerektiğini söyleyen ve iç ses kulak verilmesini öğütleyen bir havadadır.

Film sinemasal anlatıda geri dönüşlerle karakterin toplum baskısından kaçısını ve hayali olan mutlak özgürlüğe ulaştığı Alaska’da ki yaşadıklarıyla çatışmaları daha aktif sunar.

Kesitler arası bağıntıların birbirine paralel ve iç içe geçerek ilerlediği  sahnelerle izleyicinin aktif duruma getirilerek kendi iç hesaplaşmalarını yapmaları sağlanmıştır.

Bir Özgürlük Hikayesi olarak oluşturulmuş filmde temel unsur sihirli otobüs’tür. Sihirili otobüsün göründüğü sahnelerden sonra yeni destekleyici temalar ve olayların işlenişine geçilmiştir. Filmi bir noktada döngüsel anlamda birlikteliğini sağlayan ve bir daire gibi başlangıca dönüldüğü hissettiren final sahnesinde Alex’in gökyünün sonsuz mutlak özgürlüğüne kavuşurken anne babasına huzurla sarılıp gökyüzüne baktığı sahne görülmüştür. Alex anne babasına çocukluk yıllarında duyduğu huzur ve güven gibi Tanrının kollarına gülümseyerek ve özgürlüğüne kavuşarak koşmuştur. Sembolik öğelerle anlam farklı ve daha üst konumlara geçmiştir. Alex’in parlak gökyüzüne bakışı mutlak özgürlüğün, saflığın, ve iç mutluluğun ispatıdır. Buna ek olarak da Alex’in gerçek hiakyesinin son bilgisinin verildiği gökyüzünde giden uçak sahnesinde bunun Alex’i simgelediği ve kuzeye giderek özgür yaşama kavuşmak içn çabalayan ideallerine aşık bir gencin kuzey yıldızı gibi parladığı sembolize edilerek döngü tamamlanmıştır.




                                                                Mert TÜRKMEN

                    




     


Yorumlar

Popüler Yayınlar