İNTO THE WİLD FİLMİNİN YAPISAL ÇÖZÜMLEMESİ
Yönetmen: Sean PENN
Senaryo: Jon Krakauer, Sean
PENN
Müzik: Eddie Vedder
Görüntü Yönetmeni: Eric
Gautier
Kurgu: Jay Cassidy
Oyuncular: Emile Hirsch,
Marcia Gay Harden, William Hurt, Jena Malone, Catherine Keener, Brian Dierker,
Vince Vaughn, Zach Galifianakis, Kristen Stewart, Hal Holbrook, Steven Wiig,
Jim Gallien
Tür: Macera, Dram
Yapım Yılı : 2007
Christopher
McCandles’ın gerçek yaşam hikayesini ele alan Jon Krakauer’in kitabından Sean
PENN’in uyarladığı senaryo ile beyaz perdeye aktarılan İnto The Wild filmi
macera ve dram türünün özelliklerini barındıran bir yapım. Christopher
McCandles’ın aile ve sosyal çevresinde yaratılmış suni kurallardan ve
yaratılmış zaruri ihtiyaçlardan kaçış öyküsünü ve özde var olan mutluluğu
doğada aramak hayaliyle kendi deyimiyle Büyük Alaska planını gerçekleştirme
amacıyla çıktığı yolculuğu, bu yolculukta tanıştığı insanlarla yaşadığı
diyalogları kendi gözünden ve kız kardeşinin falshback anlatılarıyla izleyici
kitlesiyle paylaşan film, doğa insan ve yaratılmış suni ihtiyaç çatışmalarını
filmin her alanında hissettirmeyi başarıyor.
2. ÖYKÜNÜN KURULUMU
Tema
filmin izleyiciye anlatmak istediği mesaj, insanları düşünceye sevkeden
fikirdir. Bu kapsamda Christopher McCandles’ın yaşamından yola çıkarak
kendimizi yaratılmış olan suni ihtiyaçlara karşı konulamaz arzunun gerçekliği,
mutlak sevgi, ve insan olmanın özünü anlatmak filmin temasıdır.
McCandles’ın
ailesinden habersizce çıktığı bu Büyük Alaska planı ile toplumsal davranış bilincini
sorgulatmayı ve hayata olağandışı bir pencereden baktırmayı deniyor.
McCandles’ın
bir seyyah gibi çıktığı yolda yaşadığı hikayelerle, Alaska’ya ulaşana değin
kurduğu ilişkiler ve diyaloglarla kendisine hayran bıraktığı insanların var
olduğu günlükten öğrenilmiş anılarla sürdürülen hikayede kendinizi karakterin
yerine koyarak olayı deneyimliyorsunuz. Zaman zaman başrol Emile Hrisch yani
filmdeki kendine bulduğu adıyla Alexander Supertrump’ın kameraya yaptığı bariz hareketlerle filmin de
yaratılmış bir dünya olduğunun farkına varılıyor ve yeniden bir yabancılaşma
sağlanıyor.
2.1 Başlangıç Evresi
Bu evre düzenin bozulmasından önceki evreyi
gösterir. McCandles’ın üniversiteden mezuniyetini gösteren ailesiyle mezuniyeti
şerefine toplantı yemeği yediği ve ailesinin ona yeni bir araba alma isteğini
dile getirdiği çocuklarının bunu kabul etmediği normal bir aile düzeninin var
olduğu sahnedir.
2.2 Dönüşüm Evresi
Bu evre filmdeki kurulu düzenin bozulmasına
sebep olan ve olayların gelişmeye başladığı evredir. McCandles’ın ailesinden
habersizce evini boşaltıp arabasıyla yola çıkışını, bankadaki tüm parasını
çekip bir yardım kuruluşuna bağışlamasını ve otostop çekerek yeni insanlarla
tanışarak gerçekleştirmek üzere kendini yollara vurduğu Büyük Alaska planına
yürüdüğü evredir. Özgürlüğüne düşkün olan McCandles’ın “mutlak özgürlük” ve
özdeki sevgiyi bulma arayışını yansıtır.
2.3 Gelişim Evresi
Bu evre olayların hız kazandığı evrelerden
biridir. Bu süreçte McCandles para biriktir, kendisine malzemeler satın alır,
yeni insanlar tanır ve Alaska’ya adım adım yaklaşır.
Jan ve Rainey ile tanıştığında onlarla güzel
ilişkiler edinen McCandles kamplarına gelmek için verdiği sözü tutar kamp
alanında Tracy ile aşk sayılabilecek bir diyaloğada sahipolan McCandles,
kanosuyla yaptığı baraj gölü seyahatiyle Mexico City’e ulaşmayı bile başarır.
Tarlada hasat deneyimi ya da hedefine ilerlemek için onunla tam manasıyla
çelişen bir fast food zincirinde çalışması yine bu evreye denk düşer. Ve bu özgürlük
ve yaratılmış suni ihtiyaçlar çatışmasının peşinden özgürlüğünü kısıtlayacak
çorap giymesinin isteği karakterimizi yine “mutlak özgürlük” felsefesine geri
dönüşüne sebep olacaktır.
2.4 Bitim Evresi
Bu evrede karakter artık Büyük Alaska
hedefine ulaştığını, mutlak özgürlük sorularına cevap aldığını, doğanın özünde
olan tanrısal ve karşılıksız sevgiye yaklaştığını hissederken geri dönüşe karar
verdiği gün nehri geçemeyeceğini farkettiğinde imkansızlıkların ortasına düşer.
İnsanlık olgusuna yakışmayacak şekilde açlıktan çıldırdığı anlarda modern
sömürü toplumlarına eleştiri gönderircesine kendi açgözlülüğü sonrası kendisini
zehirleyerek bir son hazırladığı bu evrede karakter McCandles artık geri
geri dönüşü olmayan bir yol ile finale doğru
hızla ilerlemektedir. Ve filmin sonunda ölüm ile sonlanması karakterin aslında
aradığı “mutlak özgürlük ve sonsuzluk evrenine” ve “tanrının ve insalığın
özündeki karşılıksız sevgiye” ulaşması olarak yorumlanarak temanın açığa
çıkmasıyla sonlanır.
3. METNİN ANLAMBİRİMLERİ
Film McCandles’ın Alaska hayaline ulaşması
için çıktığı yolculuğu 5 ana bölümde
anlatır bu bölümler filmde de bölünerek sunulmuştur. 1 Kendi Doğumum, 2
Ergenlik Çağı, 3 Erkeklik Çağı, 4 Aile ve 5 Bilgelik Edinme bölümleridir.
Karakter bu bölümlerde yaşadığı deneyimlerle ve yaptığı diyaloglar
çereçevesinde kendi olgunlaşmasını, mutlak özgürlük için çıktığı yolda
ilerlemesini ve hayata dair öğrendiği bilgelik hikayelerini anlatır ve filmi
temayı aktararak sonlandırır.
3.1
Birinci Kesit “Kendi Doğumum”
Öykünün kurulumu ve izleyicinin McCandles’ı
çözümlediği tanıdığı evredir. Bu evrede
ailesinden uzakta üniversite hayatını başarıyla bitiren bir gencin ailesiyle
bir arada göründüğü sahnelerde modern toplumun yarattığı suni ihtiyaçlar ve
kariyer hırsıyla insanlığı ve sevgiyi unutan anne babasına karşı sevgisini ve
saygısını yitirdiğini ve bunun sonuncunda kendi hayalini kurduğu hayata adım
atmaya başladığı evredir. Filmi McCandles’ın gözünden izlediğimizi düşünürken
araya giren kız kardeşi Carine McCandles’ın anlatımlarıyla çocukluk yıllarına
ya da yol hikayelerine flashbacklerle geçiş yapan filmi ikili anlatımla takip
etmeye başlıyoruz. Christopher McCandles’ın kendisine bir benzinci tuvaletinde
Alexander Supertrump ismini taktığı ve bundan sonra hayatının geri kalan
kısmında hep bu isimle var olacağı kararını alması ve modern toplumun yozlaşmış
hırs çöplüğünden kaçmaya başlamasıda yine bu anlambirimsel kesite denk
gelmktedir. Modern Köle insanoğlu ve özgür ruh çatışmaya başlamıştır artık.
3.2
İkinci Kesit “Ergenlik Çağı”
Karakterin bilinmez yolculuğuna başladığı
andan itibaren başlayan kesitin ilk sahnelerinde karakter başıboş ve yalnız
şekilde dolaştığı doğada görüntülenirken kameraya yapığı abartılı hareketlerle
filmin doğasından ve ahenginden ilk kopuşu yaşatır ve olayın kurmaca olduğunu
yeniden hatırlatır. Sihirli Otobüs’ünde geçirdiği eş zamanla flashbacklerle
anlatılan hikayede McCandles Alaska’da
kilo verdiğini düşünür kendini telkinle güçlü olduğuna ikna eder aynı
zamanda peşpeşe gelen sahnelerde Alaskaya ulaşmadan evvel çalıştığı çiftlikte
hasat ve depolama işlerini yaparken avlandığı etleri nasıl kurutacağını
öğrenirken ve kendisine Alaska’ya bahar mevsiminde gitmesi öğütlenirken
görünür. Amacı artık baharda gitmek ve mevsim tekrar bozulmadan evvel bu muhteşem
deneyime ara verip daha yaşanabilir alanlara dönmektir. Çünkü mevsim dönmeye
başladığında hiç avlancak hayvan bulamayacaktır. Karakter bu bölümde aynı
zamanda korkularının üstüne gitmeye devam eder. Sal gezisi ile kanyon vadisini
aşarak yasadşı yollarla Mexico’ya girmeyi başarır. Ergenlikte yaşanan ilk
deneyimler gibi öğrendiği ve başardığı, ilk kez deneyimlediği bir tecrübedir
bu. Zaman algısı geçmiş ve günümüz
arasında gidip gelmektedir. Yaşadıklarını kendi gözünden öğrendiğimizi düşünmek
ya da günlüğe aldığı notlarını kız kardeşi Carine’nin anlattığını ayırt etmek
zordur. İki karakterin anlatısı iç içe girmiş anlarla karşımıza çıkar. Ayrıca
gökyüzünde iz bırakarak ilerleyen kuzey yıldızıda sayabileceğimiz bir hava
ulaşım aracı belki uçak belki füze dikkat çekmektedir.
3.3
Üçüncü Kesit “Erkeklik Çağı”
Bu sahne McCandles’ın çıktığı yolda yediği
ilk tokatla başlar. Kaçak yollarla bindiği trenin aniden durmasıyla kendisini
saklandığı kabinden çıkaran ve döven güvenlik sorumlusu şahsın kendisini uyarması
dikkatleri çeker. “Bu kurallar boşuna koyulmadı, bunlara uymak zorundasın!”
repliği McCandles’ın karşısında durduğu tüm suni toplumsal normların
çarpıklığının yüze vurumudur aslında. Filmin geneline hakim olduğu üzre geçmiş
ve günümüz arasında gidip gelen hikayede Alexander Supertrump en büyük
çatışmalarından ikisini yaşar. İlki Büyük Alaska planını gerçekleştirmek için
para biriktirdiği dönemde bir fast food’cuda çalışmasıdır. Burada çorap
giyilmesi istendiğinde kapitalizmin ve toplumsal çarpıklığın ortaya çıkardığı
fast food kavramının özgürlüğünü engellediğini düşünen Alexander Supertrump ya
da Christopher McCandles bir saniye bile düşünmeden böyle bir kurumda
çalışamayacağnı anlayarak işten ayrılmıştır. Bir diğer sahnede ise Geyik vuran
McCandles en büyük çatışmayı burada yaşamaktadır. Geyiği vurduğu andan itibaren
zamana karşı yarışı başlayan Alex eti kurutmak için verdiği üstün çabada
başarısız olmasıyla birlikte açlık-vicdan-doğa üçgeninde boğulmaya
başlamaktadır. Aynı zamanda geyiğin
derisini yüzdüğü anlarda anne babasının yaptığı kavgaları hatırlayan
karakterimizin ellerini temizlerken saf akan nehir suyuna dağılan kanda yine
içimizi kemiren ve ruhumuzu kana bulayan toplumsal ve suni yaşam koşullarına
bir mesaj niteliğindedir. Kesitin en kilit repliklerinden biri olan “ Keşke
geyiği vurmasaydım, bu hayatımın en büyük trajedilerinden biriydi.” Repliğiyle
karakter doğa insan çatışmasında eti koruyamayarak mağlup olduğu bu çatışmanın
insan olmanın onuru vicdanında da mağlubiyete yol açtığı ve Alexander
Supertrump’ın hayatında unutulmayacak izlerden birini bıraktığı kesindir.
3.4 Dördüncü Kesit “Aile”
McCandles bu evrede yolda otostop çekerken
tanıştığı Jan ve Rainey’i karavanlarıyla yaşadıkları kamp alanında ziyaret
etmesiyle başlıyor. Jan’ın kendisini oğlu Reno’ya benzettiğiiçinkendisi adına
kaygılandığınıda buevrede öğrenen karakterimiz film boyunca yaşayacağı en ciddi
yakınlaşma diyaloğunun sahibi Tracy’e gerçek aşkın ne olduğunu gerçek sevginin
nasıl elde edildiğini ve cinsellik anlamında birlikte olmaktansa el ele verip
sahne yapmanın çok daha keyifli ve değerli olduğunu Tracy’e öğretiyor. Aynı
zamanda sihirli otobüs’ünde geçirdiği 9. Haftayada denk gelen bu evrede Alex
Alaska’da artık açlık yüzünden git gide bitkinleşmeye başlıyor. Elinde okuduğu
kitapda gözlerden uzak özgür bir yaşamıanlatan sözler ise ekranda dikkati
çekiyor. Bunun ardından artık ayrılık vaktinin geldiğini düşünen kahramanımız
eşyalarını toplayarak sihirli otobüsünden ayrılıyor ve geriye bir gün yeniden
geleceğini hissettire bir bakış atıyor. Ancak geçmek için yaklaştığı nehrin
inanılmaz yüksek bir debi ile aktığını gören kahramanımız ilk kez Alaska
macerasında tedirgin oluyor ve aracına geri dönüyor. Yağmurun çılgınca yağdığı
bir anda sihirli otobüsünde görülen McCandles’ın artık yüzünde özgürlüğün tatlı
ifadesi yerine doğada bir başına kapana kısılmışlığın korkusu beliriyor.
Defterine düştüğü nehri geçmek imkansız sözleri umutsuzluğa kapıldığının en
büyük göstergesi. Özgür yalnızlığı ruhunu kemiren ve korku dolu bir yalnızlığa
dönüşmüştür artık.
3.5
Son Kesit “ Bilgelik Edinme”
Yolda otostop çekmekte olduğu görünen
McCandles ya da Alexander Spertrump arabasıyla yoldan geçen Ron Franz
tarafından araca alınır. Alex’i kaldığı kampa getiren Ron onunla iyi bir
diyalog kurar ve zaman zaman genç adamı evinde ağırlar. Varlıklı bir ailenin
tek çocuğu olan ve eşi ile çocuğunu kaybetmiş bir kişi olan Ron’a Büyük Alaska
macerasını anlatan karakterimiz onuda etkilemeyi başarmıştır. Ron’dan deri
oymacılığı hakkında teknikler öğrenen Alex’in edindiği en büyük bilgeliklerden
biride bu evrededir. Ron Alex’e kliseyle arasının iyi olmadığını anladığını
ancak Tanrı’ya karşı çıkmadığını söylerken Alex bunu keşfetmeye başlamıştır ve
Ron’un sözleri Alex’i inanc anlamında pozitif etkiler. “Affettiğinde sevgi
duyarsın, sevgi duyduğunda tanrının nuru seni aydınlatır.” Her insanı yeniden
tanımak yaptıklarını affetmek ve yeniden dopmanın bir çağrısıdır aslında ve Ron
Alex’e kendisi tarafından evlatlık edinilmesinin teklifine yine hayaliyle cevap
verecektir. Alaska’dan sonra…
Alex’in hareketli yol yaşantısının yerini
artık çevrede avlayıp beslenebileceği hayvanların bir anda yok olmasıyla kapana
kısılmışlık hissiyle açlık çığlıklarıyla insanlığa yakışmayacak şekilde
yaşamaya başladığı sihirli otobüs sahneleri almıştır. Bilinen son yakınlaşmaktadır. Modern insan
ihityaçlarının ve mutlak özgürlüğün zıt kutuplarda net bir şekilde çatıştığı bu
evrede kahramanımız kendi iç dünyasıyla ters düşecek şekilde açlıkla savaşmakta
ve doğada ne bulursa sömürü devletleri gibi tüketmeye çalışmaktadır. Ve
karakterimiz yine burada kendi eliyle kendisini zehirleyerek kendi sonunu
hazırlamaktadır. McCanles yediği zehirli bitki sonrası rahatsızlanır bunun
farkına vardığı andan itibaren gitgide soluklaşan teni açlıktan sayılacak hale
gelen kemikleri ve yürüyecek güç bulamadığı yatma sahneleriyle sonuna doğru yol
alır. Nitekim arka planda alex’in babasının yıkılmış annesinin paranoyak bir
halde olduğu Tracy’inin evlendirildiği kardeşinin kendisini çok özlediğini
söylediği sahneler görünür. Pis sularla yıkanır. “Mutluluk sadece
paylaşıldığında gerçektir.” Notu yine dikkati çeker. Ve artık sonun
yaklaştığını anladığı an her yere Alex Supertrump ismiyle not düşen
karakterimiz gerçek adını kullanır. “Tanrıya şükürler olsun ki mutlu bir hayat
yaşadım. Tanrı sizi korusun. Gerçek isimleriyle. Christopher McCandlessander.
Ve final sahnesinde karakterimizin edindiği tecrübelerden deneyimlediği mutlak
özgürlükten, tanrının özünden ve mutluluğun paylaşıldığında gerçek olduğunu
hissetmesinden, ve ölüme yürümesinden pişman olmadığı görülür. Sırt üstü
uzanmış ölmek üzeredir. Çığlıklar atarak hayatı gözlerinin önünden geçmektedir.
“ Ya yüzümde bir gülümsemeyle, kollarınıza koşuyor olsaydım? O zaman siz de
benim şu anda gördüklerimi görürmüydünüz?” Gözleri açık bir şekilde son
nefesini verdiği görünür McCandles’ın sihirli otobüsünün arka penceresinde..
Görüntü yükselir.. ve Christopher Jonhson McAndles’ın gerçek fotoğrafı görünür.
Film ölümle son bulur. Burada düşülen bilgi notunda film içinde sık sık görünen
gökyüzü aracının bıraktığı izin McCandles’ın özgür ruhu olduğu anlaşırlır.
3.6
Kesitlerin Bağıntısı
Her
kesitin bağıntısı karakterin kurgusal doğum gelişim ve ölüm evresine giden süreçte her bir
kesitin sıradaki baskın öğeyi tema olarak almasıyla oluşmuştur. Bu şekilde
kesitlerde anlatının beş temel unsurunu oluşturarak temayı güçlendirmeye ve açığa
çıkarmaya hizmet etmektedirler.
3.7
Anlatının Zaman Tasarımı
Anlatıda Alex’in sihirli otobüün’de yaşadığı
reel on üç haftanın içerisinde flashbacklerle bir buçuk iki yıllık bir süreç
aktarılır. Anlatının tamamı 142 dakikaya denk gelmektedir. Kesitler arası
sürecin hemen hemen eşit dağıldığı görülür. Karakterimizin otostop yolculuğu ve
edindiği ilişkiler destekleyici zaman unsurları ve sihirli otobüsü’nde yaşadığı
anlar ise asal başat zaman öğesidir. Bu zaman dilimi havada asılı kalmış ve
hikayenin arka planının kendisini yakalamasını beklemektedir.
3.8
Anlatının Mekan Tasarımı
Kesitlerde işlenen konulara paralel şekilde
gerçekleşen mekan tasarımı birinci kesitte Alex’in sosyal rol çerisinde
kendisine ait onumunda başlarken ilerleyen kesitlerde Sihirli Otobüs’te
geçirdiği reel ve not aldığı anılarının yaşandığı mekanları gösteren tarla
Mexico City’de kaldığı ofis ve kaçak bindiği tren, yol maceraları, Jan ve
Rainey’nin yaşadığı kamp, Ron’un evi ve finalde tekrar sihirli otobüs olarak
gerçekleşir. Bu şekilde karakterin zaman tasarımında asılı kalan sihirli otobüs
sahnelerini geçmişinin ve yaşanmışlıklarının yakalanması sağlanır.
3.9
Anlatının Kişi Tasarımı
Filmin ana karakteri Christopher McCandles ya
da lakabıyla Alexander Supertrump’tır. Onun yaşadığı deneyimlediği ve edindiği
bilgileri aktarmada kimi zaman kardeşi Carine McCandles yardımcı olmaktadır.
Kişi sayısının oldukça fazla olması Alex’in yolculuğunun hızlı geçtiğine ve çok
fazla durum tecrübe edeceğine fazlaca mekan kullanılacağına işarettir. Birinci
kesitinde karakterilerin McCandles’ın sosyal çevresini tanımak için
yerleştirilmiş olduğu ikinci kesitten son kesite kadarda ana karaktere öğüt
verecek yol gösterecek ve mutlak özgürlük idealine yaklaştırmak için yardımcı
olduğu gözlenmiştir.
4. ÇATIŞMALARIN İNŞASI
Filmin
temel çatışması Alex’in toplumsal normlara yaratılmış suni ihtiyaçlara ve toplumsal statüye, edinilmiş sosyal
role göre yaşamaya olan itirazıdır. Böyle toplumlarda birey özbenliğinin
getirdiği özgür tutum yerine toplum baskısı altında ezilmekte ya da kendi isteiği
için değil toplumun arzu ve tavırlarına göre yaşamaktadır. Bireyin özgürlüğü
yerine toplumsal sınırlı özgürlük ön plandadır. Ayrcıa filmde doğa ve
modernizim’in dürtülerle vicdanın çatışmalar yasal-illegal çatışmaları
yaşam-ölüm çatışmalarııda filmde kendine yer bulur. Çatışmalar ana
karakterimizin birebir yaşadığı ve deneyimlediği olaylarla kendini gösterir.
Gittikçe artan tempoda Alex’in yaşadığı her deneyimle insan olmanın onurunu
varlık bilincini ve özgürlük kavramlarını sorgulayan izleyici onun hikayesinde
kendi bastırılmış özgürlüğünü görmektedir. Ve izleyiciye toplumsal kurallar ve
normlar yerine daha özgür daha paylaşımcı ve daha az hırslı bir şekilde
saygıyla ve paylaştıkça gerçeğe dönüşen mutlulukla yaşamın kapılarını aralan
tasarımla sunulmuştur. Ve filmi eşzamanlı yatay düzlemde gerçekleşen olaylar
zincirinin gelişimi doğrultusunda değerlendirmek önemlidir.
5. SONUÇ YERİNE
Filmi
anlambirimsel olarak kesitlereayırarak incelemekle, zaman, mekan, anlatı, evreninde
gizil temanın örtük söylemin çıkarılması mümkündür.
Yaşanmış
bir hikayeden senaryolaştırılmış olan film karakterin yaşadığı deneyimlerle
insanların kendi hayatını ve sosyal çevresini sorgulatmayı başarmıştır. Film
genellikle akıcı bir düzlemde ve zaman zaman sessiz sahnelerle insanınvar
olduğu noktada kabuklarını kırması gerektiğini söyleyen ve iç ses kulak
verilmesini öğütleyen bir havadadır.
Film
sinemasal anlatıda geri dönüşlerle karakterin toplum baskısından kaçısını ve
hayali olan mutlak özgürlüğe ulaştığı Alaska’da ki yaşadıklarıyla çatışmaları
daha aktif sunar.
Kesitler
arası bağıntıların birbirine paralel ve iç içe geçerek ilerlediği sahnelerle izleyicinin aktif duruma
getirilerek kendi iç hesaplaşmalarını yapmaları sağlanmıştır.
Bir
Özgürlük Hikayesi olarak oluşturulmuş filmde temel unsur sihirli otobüs’tür.
Sihirili otobüsün göründüğü sahnelerden sonra yeni destekleyici temalar ve
olayların işlenişine geçilmiştir. Filmi bir noktada döngüsel anlamda
birlikteliğini sağlayan ve bir daire gibi başlangıca dönüldüğü hissettiren
final sahnesinde Alex’in gökyünün sonsuz mutlak özgürlüğüne kavuşurken anne
babasına huzurla sarılıp gökyüzüne baktığı sahne görülmüştür. Alex anne
babasına çocukluk yıllarında duyduğu huzur ve güven gibi Tanrının kollarına
gülümseyerek ve özgürlüğüne kavuşarak koşmuştur. Sembolik öğelerle anlam farklı
ve daha üst konumlara geçmiştir. Alex’in parlak gökyüzüne bakışı mutlak
özgürlüğün, saflığın, ve iç mutluluğun ispatıdır. Buna ek olarak da Alex’in
gerçek hiakyesinin son bilgisinin verildiği gökyüzünde giden uçak sahnesinde
bunun Alex’i simgelediği ve kuzeye giderek özgür yaşama kavuşmak içn çabalayan
ideallerine aşık bir gencin kuzey yıldızı gibi parladığı sembolize edilerek
döngü tamamlanmıştır.
Mert TÜRKMEN


Yorumlar
Yorum Gönder